Saturday, July 25, 2009

Uzaydır, Evrendir, Kuantum falan...

Evren çoğunluğu boşluk ve toz bulutlarıyla doluysa şayet; çok pis bir boşluğa girmiş olan ben, odamın temizliği konusunda hiçbir dikkat önem bilmemne harcamayarak odamın toz tutmasına yüz veriyorsam:

Ben evren miyim?
Evren depresyonda mı?
Evren de temizlik meraklısı olmayan biri mi?
Evrenin de laptopunun şarj aleti bozulmuş mudur?
Evren de bütün bir gün götünü devirip uyuyor mudur?

Bir de, Evren kim? Tanıyan varsa beri gelsin...

Wednesday, July 15, 2009

Tarihteki hangi karakter olmak istiyorsun diye sorsalar bana, keçi sakalı bulan adam olmak isterim derim.

Wednesday, July 01, 2009

Salak Deyimlerimiz

Yahu yeni farkettim, "Armut piş, ağzıma düş" deyimi
"Aslan kaç, paraparapom!" la aynı güfteye sahip değil mi?

Tuesday, June 30, 2009

Yoğuşmalı Kombi

Iphone dan hiç hazzetmiyorum ben ama ya. Zaten ezelden beridir herkeste olanı istemem ben. Alınır giymem, hediyedir sürmem; bakmam bile yüzüne. Güzelse bile ya evvelden davranan ben olmalıyım ya da iyice modası geçince giderim alırım.
Moda rezilliği bir yana, bir dükkana gidip birşeyler bakındığımda yanımda biten görevlilerin "Bu sene bunlar moda..." demesi kadar beni o dükkandan kaçıracak herhalde bi yangın bi deprem falan olması lazım.
Iphone demişken, Itouch mu alırsın Iphone mu diye sorsalar bana Itouch yerine Iphone alırım derim. Ama gel gör ki, ben Iphone yerine bi Ipod alırım bi de doğru dürüst bir telefon. Çok da mis olur, pek de mis olur benim için.
Ulan ne tuhaf oldum şu son 15 gün içinde...

Friday, June 26, 2009

Seni Çekerim



Wednesday, June 24, 2009

Durum Raporu

Okulumun 17 haziran pazartesi günü bitmiş olması gerekmekteydi. Amma velakin beni çok seven hocalarım bırakmadılar peşimi, baccal noooooluuurrr kal bizleeee.... noooluoooğğğğrrrrrr diye inlediler arkamdan, bi de final notuma 51 verdiler tam oldu.

Ardını döveyim ben öyle öğretmenin, babası olayım böyle fakültenin. Sen aylarca kapaklan projenin üstüne, alakalı alakasız herkesle meşgul ol, bir de bu arada işi bitirmeye çalış, gelene bak: 51...

Doğal olarak uykuların kaçması, sakinleştiriciler vs vs. Anlayacağın benim bu okulum bir sene daha uzadı. Bir yerde de ulan uzasın işte, her yan kriz iş bulmak zor diyorum kendi kendime... Portfolyomla ilgilenirim, bi de site patlatırım kendime... oh deyme keyfime! Tabi bunu gel anlat benim meclise... Anlat anlat dilimde tüy bitti, bu ibneler beni bıraktıklarına göre notlarını da değiştirmeyecekler, ne diye uğraşayım diyorum, "Eşşek hoşaftan ne anlar?" diye soruyorum; gel gör ki anlayışlı çıkan bir insan evladı daha yok etrafımda. Yok efendim savaşmaktan kaçıyorsun, uğraşmıyorsun bilmemne. Yahu;
üç ay götümden ter damladı, bütün herkes de bunu gördü. Adamlar öğretmen değil hoca değil tüccar, elbet bırakacaklar beni... 4000$ para az mı be, şahane sakal. Baklava + Rus + Hamam, bir de üstüne para kalır.

Kısacası, ben böyle kaderin taaaaaaa... Sakınacağım birşey yok, basarım buraya resimleri de. Hem hep yazı hep yazı nereye kadar. Kaç hafta oldu şuraya bir tespit yazamadım, resim koyamadım birşey yapamadım.

Sıcak g.tünüzden ter olarak damlarken beni okuyan 15 kişiye özenle selamlar; aranıza döndüm.

Friday, June 05, 2009

Üst Kat Komşum

Yahu herşeye tamam da, tanıdığın bir adamın durduk yere dinci olması kadar rezil bir olay var mıdır acaba şu üçüncü boyutta? Şimdi aklınıza bir erkek getirin; kollarını ileri geri ilerleterek abartılı yürüyen, bakım namına bir bok bilmeyen, köfte dudaklı, gözlük, sik kafası gibi bir saç tıraşı, elleri aralıksız olarak terleyen, esmer pis birşey. Eline kalem alan adam çizebilir böyle pis bi tipi eminim(robot resim). Kepçe bir de. Dünyada duyabileceğiniz en kötü muhabbete sahip bir herif.

İlkokuldayken mahalleye inerdik, futbol falan oynanırdı eyvallah. İyi kötü bir mahalle hayatım olduydu. Bu ama ezelden beri çirkindi. Kavga falan ettiğimiz de oluyordu, ben de salak gibi yeniliyordum buna (niyeyse arkadaşım olarak kabul ettiğim adama bir türlü tüm gücümü gösteremiyorum, çok acı çektim zaten bundan). Çocukluk bilmemne geç de, artık hayat şartları değişince, lise hayatı bunalımlar aşklar özel hayat bok püsür herneyse koptuk bu mahalle takımından. Öyle "meraba meraba'lara" döndü arkadaşlık.

Ben bunu uzun süreler göremedim, gece okulu falan vardı sanırım. Ama ne boku okudu bitirdi inan bilmiyorum. İlgilenmiyorum da zaten. Ben birinci sınıftayken falan bi uğradı bana, elinde basket topu. Davet etmeden girdi içeri, balkona oturdu. Hani hal hatır sormak tamam güzel de, bununki bildiğin piskopatlık sınırlarında! Muhabbetine de doyum olmuyor, 20lerine gelmiş adam "Sence kola mı daha güzel fanta mı?" diye sordu... Cidden sordu bunu.
Aldı basket topunu gitti sonra. Çorapları da kokuyordu, evi kokuttu herif. İşte elinden geldiğince basket oynuyormuş, yok bir kere eksik adam varmış da bunu da almışlar takıma bu da oynamış falan. Banane. Hakkaten banane??!?!

Bir daha geldi, bu sefer kızsızlık başına vurmuş. Odamda konuştuk sanırım onda da. Ben de aldım bi gitar kucağıma, gitar çalıyorum. Gitar çalarken konuşamam ben. Gitar araç oldu orada. Gitar. Bir daha gitar dersem bokumu için.

En son birkaç gün önce gördüm, adam kendini dine vermiş. Boş gezenin boş kalfası herif en sonunda kapıldı herhalde dinciler tarafından. E hobi yok, uğraş yok, iş yok, güç yok; bundan iyi av mı olur. Olmuş da. Muhabbetinden hiç hazzetmediğim üst kat komşum bana allahın ilminden bahseder hale gelmiş görmeyeli. Herhalde beni inançsız gördü o kirli gözlük camlarından. Yahu özellikle müslümanlıkta herkesin dini kendine ait değil midir? Abi sen namaz kılıyon mu? kılsana bak iyi gelir. Neye iyi gelir babası olduğum, neye iyi gelir?!?!? iyi gelse sana iyi gelirdi zaten. İyice kendini müftülükte sanıyor ama artık, laf kesmeler, allahın ilmiyle aydınlanmış (!) sözler, her cümlenin sonuna -allah lı bir kelime (inşallah maşallah ...), gözleri belerte belerte konuşmalar falan. Kendime sordum, benim ne işim var orada diye... Zaten inanan adamım da, böyle durumlarda hakkaten deliriyorum ama ya. Dua ettim, allahım kurtar beni bu kabir azabından diye. Adam gitmiyor bir de! Oturduğun yere gelip gitmiyor. Açlıktan ölsen orada, susuzluktan hastaneye kaldırılana kadar yanında oturacak. Mal ya mal!

En komiği de, sen allahın bir parçasını taşıyorsun diyor, sonra sen bu dünyaya acı çekmeye geldin, nefsine kanma, insanlar güvenilmez falan diyor. Dedim buna yahu hem allahın bir parçasını taşıyorum, adı da ruh, ayıp değil mi bütün bu dünyadaki yaşamda bulunan şeylere zindan demek? Cennete gerçekten inanıyor musun? diye sordum. Başka da çıkışım olmadı. Konuşkan adamı bildiğin saksıya çevirir bu bak. Valla.

Sanırım bir dahaki karşılaşmamda "Çık hayatımdan" diye çığıracağım kendisine. Ailesine sinirleniyorum aslına bakarsan. Ulan karıyı sikmeyi bildin; ulan kocana vermeye aklın yetti de doğurduktan sonra hiç mi ilgini çekmedi bu çocuk ya? Hiç mi aramaz sormazsın oğlunu, merak etmez misin neler yapıyor neler ediyor? Adamın cep telefonu bile yok! Sen düşün ne kadar sosyal bir kişi kendisi artık...

Bir de en bomba olayı, üst katımda oturuyor. Gece saat ikide, birden başlayan oda futbolu gürültülerine ne dersin? Çıksam o saatte konuşsam adamla, yine yapışacak. Biliyorum yapışacak. Sümüğün insan formu çünkü o. Sümük o. Bilmediğin birinin burnundan çıkma bir sümük o.

Bu arada okulda final dönemi hardcore devam ediyor. Bir bitsin...

Tuesday, May 26, 2009

Hız Kavramı

Işık hızı saniyede 299792km hızla,
Ses hızı saniyede 340m hızla,
Söz hızı saniyede bir kişiyle ilerler. Bu yüzden örneğin okulda kırdığın pencerenin haberi takriben 1 dk içinde müdür yardımcısına ulaşmış olur. Tek çözümü vardır:
Topuk!

Dinci Tespiti - 1


Bir arkadaş konyaya gitmiş, mayo vitrini resmetmiş. Şahanesiniz dedim, ne diyeyim... Düdüklü tanga gördüm, zilli don gördüm, hadi fantezidir ne boksa, ama bu baya iyiymiş... bikiniyi giyen bünye tozlukla mı, taytla mı gezsin illa? ne diye satarsın şuncaazları peki?
Şu gördüğünüz resimdeki bikinilerin tek bir hedef kitle için satılması kalıyor geriye: havuzbaşı fantezisi...

Agalmatophilia'ymış heykelsevicilik. Düşün, en fazla hacı hocanın yaşadığı yer konyada bile manken üstünde bikini gören azabiliyor. Herkes inandığının yanına gitsin tez elden!

Zaten en fenası da bu değil mi, senin giydiğine ettiğine yorum yapıp kendisini göremiyor oluşu... Bunları sıkıl bozul bunal diye yazmadım, eğlen gül diye yazdım. Kimlerle yaşadığını bil, sokaktaki gördüğünün aslında ne kadar aciz olduğunu farket deyü... Bir de final dönemi arefesindeyim, yedi ayın çarşambası bir güne geldi; pek yazamıyorum (mazeret uydurma lan)

Monday, May 18, 2009

Bir mayıs pazarı...


Bütün gün yattım da yattım, malak gibi böööööyle bir o yana bir bu yana. Okul bitirdi, hayat enerjimi emdi benim. Bütün patırtı bitsin diye bekliyorum onun için de, biriktirip biriktirip anlatırım kafası.
Herneyse efendim, ben okulu bırakmayı an an düşünedurayım (son iki haftası kalmış her birşeyin), arkadaşımla buluşalım. Dedim fenalardayım, hava alalım laflarız ederiz vesaire. Eyvallah dedi, ailesiyleymiş. Eve uğrarım dedi, bi duş alıp çıkarım dedi. Hani tamam dedim, saat 7:30. Arkadaş saat 10 oldu adamdan haber yok... Aradım, neredesin, evden çıkıyorum ama bir arkadaşım aradı onunla da görüşücez. E eyvallah ona da tamam. 10:30 gibi kapımdalardı. Ve ben acımdan öldüm ölücem. Zaten buhranlı bünye, bir de açlık iyice vücut olarak patatese bağladık. Çıktım dışarı ev haliyle... Suratta bir karış sakal, saç baş allahına yan bakıyor, paspal bir halde...

Hadi bindik arkadaşının arabasına, gidiyoruz bi kebapçıya. Bir iki muhabbet döndü, hadi dedim muhabbetin üstüne geldim, anlamaz ayağına yatayım...
Yaklaştık kebapçıya, benim arkadaşın tanıştırdığı arkadaşın telefonu çaldı, siirtten aşiret reisinin oğlu mudur nedir o arıyor. Aha dedim kayalara geldik...
Hadi indik arabadan, oturduk, tavuk şiş söyledim. Oruç gibi bünyeye dayayınca tavuk şişi, bi de acılı meze çiğköfte falan, haliyle tıkandım.

Kayalara geldik dediydim ya, ben zaten kendimden geçmişim okuldaki projeler yüzünden, yeni tanıştığım arkadaşın gayet de mafyamsı olduğunu görünce bende iyice yörüngedir, işte efendim kabin basıncıdır falan gitti. Arkadaş sinir hastasıymış, benden de küçük bir de... Ulen ters bir laf ederim, ya o anlamaz ya ben anlamam bilmemne olur diye üçbuçukumsu hallerle benim mide zaten tıkandığı haliyle bir de bulanmaya başladı. Okulun derdi tasası sağolsun tabi.

Atar gelmiş arkadaşımıza, fazla şerefsiz kaynıyormuş etrafı... Dinledik bir güzel muhabbetini; dinlemeyey miydik veya? Ben de kendimi ağırdan satmaya çalışıyorum, hani az konuşur öz konuşur haliyle... Tıpkı ben! ay!

Tavuk yarım kaldıydı, o sinirli bünyeyle benimkini de attı ağzına. Benim mide kıpranıyor zaten, ayrıca helal olsun. Herneyse, hesabı ödemeye kalktık... O durumda o hesabı ödeyebilecek bir adam çıkarsa ben o adamı var ya, mahallenin delikanlısı ilan ederim ulan. O derece. Hadi hesap ödendi, kalktık, arabaya biniyoruz. Üstüme bir baktım, gayet ev hali bir tshirt, üstüne geçirilmiş eşorfman üstü, altımda da balıkçı pantalonu... Şimdi canını sevdiğimin bu mafya arkadaşım en son balıkçı pantalonunu nereden duymuş olabilir, olsa olsa popüler kültür neşriyatından. Balıkçı pantalonu en son kimin götünde görüldü? Tarkan... Aha sıçtık! dedim.
Suratta at hırsızı gibi sakal, saç baş dağılmış... Kendimden geçmişim, zaten görüntü olarak hakem görse penaltı verir, bir de o halde Asansör'e şarap içmeye gidiyoruz.

Hayır bari uyarılsam önceden biraz daha adam akıllı giyin dense bana uyucaz en azından kurallara... Herneyse efendim gittik gittik Asansör'e. Şahane manzara vardır yalnız orada da ha... Ama restoranı bugün pazar diye kapatmışlar. Restoranın soytarısı olmaktan en azından yırttım dedim... Çıktık üst kata, şahane manzara ayaklarımızın altında. Derin devlet arkadaşımızı efkar sardı, şarkı söyletmek istedi benim arkadaşa. Ulan dedim bunun ucu bize de değecek, başladım arşivi karıştırmaya, ne biliyorum ben efkarlı diye...
Hani sanki benim işim yok gücüm yok o kafayla bir de fasıllı arabeskli şarkı sözü bulucam edeceğim. Zaten bulamadım, bulsaydım ama derdim kendi kendime "Oha beyne bak"... Benim arkadaş şarkıyı da söyleyemedi, tabi sıra geldi bana. İyice didikler oldum beynimi de, aklıma gelen tek şey Neyzen Tevfik'in ünlü şiiri:

Bana yar olmayan
Devr-i devranın
İzzet-i ikramını sikeyim.
Yansın ibnelerin alayı
Su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.
Ben deli miyim bir am için çöllere düşeyim?!?
Verirse verir, vermezse Leyla'yı da sikeyim.

Sıkıydı söyle bunu o durumda... Tarkan'ım lan ben orada! Rezillik...
Okulun gerginliği, kendi halim, kasıntı ortam, şarkısızlık vs vs toplandı, başladı bende bir mide bulantısı. Çaktırmaz gözlerle dip köşe arıyorum, en yakın nereye koşsam rahat rahat kusarım diye... Ya da manzaraya karşı böaaaaargh! diye olağanüstü estetik bir görüntü. Kendimi dinlerken bir ara kulak kabarttım, benim arkadaşın cep telefonu faturası hakkında Türkseli aramışlar, gecenin 1'i mi ne... Bekledim muhabbet bitsin etsin, bir yandan elim karnımda, tam hareket vakti geldi, dedim ben gideyim evime okul bekler proje bekler. Mafyamsı bunu yanlış algıladı, bir iki laf çevirdim ama yemedi. Neyse çıktık yola, allahtan ev yakın (yardırdık). Herneyse, selamlaşıldı, tanıştığımıza memnun olundu, eve dar attım kendimi. Bi rennie, bi nanelimon (kurban olayım) kendime geldim. Girdim yatağa yattım.

Bu da böyle bir done işte...

Saturday, May 16, 2009

Bugünkü Genç Bünyeye Açık Mektup


Selamlar olsun,
Ben bugün annenin arkadaşının kolundan tutup sana gösterdiği elemanım. Hani kolumdan tutup "Bak bu abi üniversitede tasarım bölümünde okuyor." dediği. Evire çevire sana gösterdiği, özellikle kulağımdaki küpeye, oramda buramdaki dövmeye dikkatini çektiği abi. Abiliği mi kalmış, vitrin ürünü gibi elden ele geziyorum, şu halime bak.
Bak ilerde sen de bu abiye benzeyeceksin demişlerdi hatırlarsan. Okuduğum bölümle ilgili falan ayaküstü bilgiler vermişlerdi sana. Senden bir ricam olacak: Ne olursan ol kalbini dinle.
Burda bahsi geçen ben değilim, hadi birisi bir kereliğine bana benze dedi diye sen de kendini bana benzetmeyeceksin doğal olarak. Ama bu bakış açısıyla etrafında dolan ne kadar insan var bir bak... Sana illa birşeyler dayatan, illa birşeyleri teoride gösteren insanlarla dolu bir hayat. Benim senden tek isteğim, bu insanları değil de kendi içini dinlemendir...
Sana yardım etmek istediklerini sanarak böyle örnekleri hayatına sokacaklar, sen de "Hmm, demek öyleymiş." dercesine karşılıklar vereceksin. Sen bu lafı et de, allahın aşkına kaale alma bu örnekleri. Analitik ol. Kafanı kullan.

Bana öyle diyen insanlar yüzünden okuldan elimde tahtadan bir kılıç, kafamda kağıttan bir külah, altımda şort, bir de tshirt ayrıldım okuldan. Ne mi oldu sonra?
İlk tümseğe takıldım, dizlerim kanadı. Kılıcım daha yolda kırıldı. Akşam oldu, üstümdekiler bir halta yaramadı, dondum. Sabaha karşı da yağan yağmurda kafamdaki külah eğrildi...
Düşe kalka yol yordam öğrendim, soğuktan korunmayı buldum, yağmur yağarken bir yerlere saklanmak gerek onu farkettim, kendime doğru düzgün bir sopa buldum. Ha, bitti mi...? Nerede bitsin, daha ben bile yolun en başındayım. Ama en azından yola çıkmadan önce yolun nasıl birşeye benzediğini bilseydim, beni bunlara dair uyaran biri olsaydı diye içimden geçirmedim de değil. Zaten bu yazıyı da ondan yazıyorum sana.

Her ne olursa olsun, karşına ne çıkarsa çıksın; sen içini rahat ettiren şeyi seç. Dayatılan örneklerden daima kaç, teoride başarılı olmuş birşey inan ki pratikte başarısızdır. Aptal saptal şeylerle vakit kaybedersin. Bunların neler olduğunu öğren. Zaten kendi için sana gerekli zamanda gerekli pozisyonu almanı söyleyecektir. Ya onların dayattığı gibi 20sine gelmeden takım kıyafet, gömlek; herkesin bildiği kodaman olacaksın ya da benim gibi kopuk, beş karış sakallı birisi... Böyle kolundan tutup ona buna "Bak bu abiye" diye gösterecekler.

Yollar seni nereye götürür bilemem, ama en azından nerede olursan kalbinin istediği bir yerde ol.
Küpeli, dövmeli abiden selamlar.

Wednesday, May 06, 2009

Türk İnsanı Genel Tespiti - 1



Klasik muhabbettir ya, abi japonlar çok çalışkan, yok almanlar disiplinli bilmemne. Türklere kadar bir sayalım en iyisi:
alman en disiplinli,
japon en çalışkan,
hintli en matematikten anlayan,
yahudi en paragöz,
rus en pis içici,
isviçreli en demokratik,
arap en pis,
amerikalı en şişman...

Kabaca kalıplamalar işte. Bu memleketin adamı her şekilde ecnebiyi kalıplar, turisti yaftalar, yabancıyı etiketler... bir kendisi dışında.

Bilmez ki kendisi aslında nasıl bir müteahhit ya da operatör ruhludur.
Bilemez ki kendisi aslında ne kaza raporu memurudur.
Bilemez ki nasıl bir şahittir.

Yolda olan kazanın her iki araba için hasar masrafını kuruşu kuruşuna söylemesine mi şaşırırsın, yoksa mahallesinde olan herhangi bir çalışmaya sandalye çekip izlemeye gidecek kadar uçmasına mı apışıp kalırsın. Haber kameraları olay yerine geldiği andan itibaren kameraya gülen insanımız olduğu sürece bunlar olmasın da ne olsun?

Uzmanı olmasına rağmen illa ki bilen adamın işine karışır, it herif bir de beddua mı eder ne eder 10 yıllık ustanın hata yapmasını sağlar. Aha dedim ben girmez o kamyon o sokağa diye söyler de, sokağın kilitlenmesine bir tane çözüm bulmaz. Onca adam o kamyonla uğraşır, o gider bi tabure çeker oturur izler köşesinden.

Yol çalışması, inşaat, nakliyat, kaza... özellikle bu ve bunun gibi durumlarda Türk insanını diğer insanlardan nasıl ayrıldığını görürsün.

Ha bir de illa ki iş yapan bir yerin kârını araştırır, göz kararı içerdeki kalabalığı sayıp g.tünden uydurduğu bir miktar parayı içerdeki kelle sayısıyla çarpıp, dükkan giderleriyle çıkardıktan sonra dükkanın genel kazancını ölçer. Ha, bunun 4 yıllık okulu vardır, işletme yönetimi diye insanların emekler harcaya harcaya öğrendikleri onca bilgi vardır; kaale bile almaz...

Sunday, April 26, 2009

GSTF & Araba - Yol Tespiti

Çıksam jürinin karşısına, proje diye şunu anlatsam ben:

"Bir makine tasarladım, insanları bir noktadan başka bir noktaya karayolu üzerinden saatte belirli bir kilometre hızla ulaştırıyor. Bunu yapması için tasarladığım makinenin bir yakıta ihtiyacı var, bunu da doğada, belirli yataklardan elde edebiliyoruz. Doğada da sınırlı bulunuyor bu yakıt. Ayrıca bu yaptığım makineler için yine yakıtının hammaddesini kullanarak sadece bu makineye özel bir yol yapıyoruz." desem ben gstf stüdyosunda...

...beni mantar panoya etlerimi çekiştire çekiştire raptiyelerler, beni kurtarmak isteyeni de raptiye fabrikasına ağır işçi diye verirler.

Ama işte sen buna araba diyorsun, asfalt diyorsun, yol diyorsun, bir de gidip milyarlar verip markaların arabalarını alıyorsun. Bu durumda ben mi tuhafım yoksa sen mi enayisin?

Thursday, April 23, 2009

Hayata Gaye

Hayatıma bir gaye buldum sonunda.
Ben doğar doğmaz kıçıma vuran ebemi bulup, bulduğum yerde ağız burun girdikten sonra polise teslim olup, sorguda "O başlattı" diyebilmek.

Monday, April 13, 2009

Habibi

Iron Man'i hurdacıya okuttum.
Şofben bozuldu duşa giremedim.
Muhabbet kuşu içimi baydı.
Bugün yine kalkayım istemedim.

Bir tabak ıspanağı bitiremedim.
Yağmur gibi birşey yağdı.
Süt müydü içemediğim?
Yoksa ben miydim montofon ineği?

Yanlarım ağrıdı sanki bu gece.
İki talcid bir rennie yeterdi.
Komikti "Uyuyamadım'larım".
Yardım et lan habibi.

Belden almışız soğuğu.
Alamadım yere düşen silgiyi.
Kumandanın pili bitmiş.
Koş git bakkala ya habibi.

Bakkalda veresiye
Carmen Electra tam düzesiye
Safi uyak olsun diye
İçimi baydın ey habibi.

Wednesday, April 01, 2009

Türk Forumu Genel Kullanıcısı Tespiti

Bedavadan forum domain i sağlayan kimi programlarda kendine yer etmeye çalışan türk ırkına sahip bir topluluktur. Kendilerine ait büyük bir jargonları vardır; zaten aşağıda listeledim hepiniz aşinasınızdır:

  • emeğine sağlık
  • +rep
  • paylaşım için teşekkürler
  • link ölmüş/düşmüş
  • emeğe saygı
  • arkadaşım...
Kurunun yanında yaş da yanar ama, kısıtlı bilgi birikim kültürle böyle oluşum yapmaya kalkan insanın kelime dağarcığı zaten korkunç olur. Aklına mahalle aralarına düşmüş internet kafeleri getir... Sigara aromalı bir içmekan olsun... Klavyelerin rengi atsın, hatta sigara kül izleri olsun üstünde(basmaktan tuşların görünmemesi detayı).... Mekanın merkezine doğru duran makinelerde oyun oynanırken, kuytuda kenarda kalanlar daha bir chat, cam açmak gibi aktivitelerde bulunurlar.

Aşağıda göreceğiniz kimi "banner"lar ise bu tip insanların azbuçuktan bilgisayar programı bilenleri tarafından hazırlanmıştır.







Giftirinallah 1

Giftirinallah 2

Giftirinallah 3

Yukarıda gördüğünüz resimler beyninizi acıttıysa siz normal bir insansınız. Toplumadaki ezici-sessiz çoğunluktan 3-4 gömlek üsttesiniz. Şimdi bunu okuyan adam gelir der ki, "Sen" der "İnsanları sınıflandırıyorsun, ırkçılık yapıyorsun". E al, direk buraya monte ediyorum yazılarını. Hadi yanlışları sen bul:

"öncelıkle az ve öz olarak
sunu belırteyım kı ınsanlık ve kişiliği gelısmemıs ınsanlar
saygıyı ve ahlakı tam analmıyla bılemezler

ama biz ********lıara yakısır
yaren olmaz
sozunun eri ve içten samımı olmak tır
bız yarenelrın özelııgı dogallıktırr
verılen bır emege saygılı olmak gerekır
bu konuda her ınsan birolamıyor
emege saygı ve saygı en önemli kişilik göstergesıdır"

İyi Forumlar Bebişim...

Thursday, March 26, 2009

Politikacı Tespiti

Hop diye söylemek hepinize saçma gelecek ama, bence pornocudan şahane politikacı olur.

Bir kere içi dışı belli.

İcraatini rahatlıkla öğrenebilirsin (download).

Yiyemeyeceği dalgamotorun altına da yatmaz hem.

Sonracığıma, kriz anlarında(!!!) rahatlıkla kararlar alabilir/verebilir.

Hiçbir şeyi halktan sakınmaz, saklamak gereği de duymaz.

Gerektiğinde defansif, gerektiğinde ofansif olabilecek deneyimleri görmüş geçirmiştir.

Bir kere halkı kendisine oldukça fazla ilgi ve sempati duyar; bir şekilde.

.

.

.

.

Rocco çıksa bağırsa ya meydanlarda, Sen Cizre'sin Büyük Düşün!!! diye (çıplak).

Tuesday, March 24, 2009

Tango Tespiti

Dünya üzerinde en az iki kişinin oluşturduğu bütün ne var ne yoksa herşey kültür adı altında ortaya çıkar. Çıkalım bir yola, bulalım sığınacak bir yer, başlayalım orada yaşamaya, zaman geçsin köy olsun orası ne haltsa, biz orada bir kültür yaratmış oluyoruz. Efendim, 19. yy'ın başlarında Güney Amerika'nın Arjantin denen kıyı memleketindeki göçmenler, göçmüş olduklarından dolayı baya bir sıkılmışlar ki kendi aralarında bir müzik türü ve buna uygun bir dans çeşidi ortaya çıkarmışlar. Adına da demişler Tango.

Ne diyorduk, bu tango denen dans önce pavyonlarda konsomatrislerle veya genelevlerde karıyla ön sevişme diye çıkmış, sonra da işte bütün herkese yayılmış bilmemne birşeyler.

Şimdi al bunu buradan, getir bizim memlekete.

Bütün Anadolu'nun böğründeki dansları incelersek tek bir ortak nokta karşımıza çıkıyor:
Grup Dansları.

...
Ben mi yanlış düşünüyorum şimdi?

Wednesday, March 18, 2009

Sen Türkiye'sin, büyük düşün.
Sen salaksın, bir daha düşün.
Sen zencisin, büyük düşün.
Sen türksün, göster ürksün.
Sen Zeki Müren'sin, bir daha söyle.
Sen Hamdi Bey'e "Yokum" diyorsun, sıcak hisset.
Sen "Gemicik'sin", büyüyünce gemi olacaksın.
Sen krizsin, hamdolsun.
Sen ampulsün, boşu boşuna yanıyorsun (Milli servet lan).
Sen ergenekonsun, dalgaları düşün.
Sen adnansın, evrim geçir.
Sen Türkçe Pop'sun, düpedüz rezilliksin.
Sen deniz fenerisin, büyük düşün.
Sen düpedüz salaksın, uyan artık!

Tuesday, March 17, 2009

Yerel Seçim Dönemi Tespiti

Yaşadıkları şehirleri sevmeyen kişilerin seçim zamanı seçilmek istedikleri il-ilçe-semt-mahalleleri görsel ve işitsel olarak kendilerine benzettikleri zamandır.